Çünkü dünya çok büyük!

Kategori: ingiltere

Rockall

Uzun zamandır yazmamış olmam çok saçma, ki uzun zamandır bir yere “gidebilmiş” değilim. Bu duruma uygun olsun diye aynı saçmalıkta ve gidilemezlikte bir yer yazmaya karar verdim. Rockall’a, Atlantik’in Kardak’ına hoş geldiniz.

Devamını Oku

Llanfairpwllgwyngyllgogerychwyrndrobwllllantysiliogogogoch

Hayır, harflere gelişigüzel basmadım. Galler’in Anglesey adasındaki bu köye de gidemiyoruz çünkü ismini bile söyleyemiyoruz!

Devamını Oku

Turks and Caicos Adaları

Dünyanın acayip köşelerinde gezmeye kaldığımız yerden tam hız devam ediyoruz. Bu seferki rotamız internette form dolduran herkesin yakından tanıdığı ve pek tabii ki merak ettiği Turks and Caicos Adaları. Bu soğuk günlerde egzotik ve tropik Batı Hint Adaları’na (kafanız karışmasın, Colombus’un Amerika’ya geldiğinde Hindistan’a geldiğini zannettiğini hatırlayın, bu adalar Karayipler ya da Antiller olarak da bilinen ada grubu) güzel bir yolculuk yapalım…

Halen İngiltere’ye bağlı olan bu ülke Turks and Caicos adındaki iki takımadanın birleşmesinden oluşuyor. Turks kısmı daha küçük olmasına rağmen adanın idari merkezidir ve nüfusun büyük çoğunluğu burada yaşar. Bizler tarafından merak edilen Turks kısmının ise basit bir olayı var, adada bolca yetişen bir kaktüs türünün üzerindeki parça Türk fesine benzediği için bu isim verilmiş. Bu kadar basit yani. Aslında piyasada oraya gidip fırtınalar estiren Türk korsanlar hakkında efsaneler de var ama maalesef sadece kaktüsün başı yüzünden olduğu kabullenmemiz gerekiyor ülkece.
Başkenti Grand Turk adasındaki Cockburn Town olan bu sevimli adaların tarihi epey karışık. Adalar, sömürge döneminde hem İspanyol hem Fransız hem de İngiliz yönetimi altında yer almışlar. Önce Bahamalar yönetiminde olan adalar topluluğu, daha sonra yine İngiliz yönetimindeki Jamaica’nın kontolü altına girmişler, Jamaica bağımsızlığını ilan edince de artık kendi başlarına sömürge olma şansını yakalamışlar. Arada Kanada yönetimine geçmesi de tartışılmış olan Turks and Caicos Adaları’nın yakın zamanda bağımsızlıklarını kazanacaklarını umut ediyoruz.
Adaların geçim kaynaklarının başında turizm, deniz ürünleri ihracatı ve offshore bankacılık geliyor. Turizm olanakları ve güzellikleri neredeyse sonsuz görünüyor ancak adanın tatlı su rezervleri oldukça kısıtlı, yağmur suyu özel sarnıçlarda toplanıyor. Ayrıca bir de kasırga sorunu var ki, bu da turizme balta vuran sağlam bir etmen. Ancak bu durum, dünya jet setinin çevredeki adacıkları satın almalarını ve süper lüks villalar inşa etmelerini engellemiyor. Zira Turks and Caicos Adaları, filmlerde gördüğümüz turkuaz denize ve bembeyaz palmiyeli kumsallara sahip ve şu anda buradan bakınca gerçekten de cennet gibi görünüyor.
Dalış sevenler için de adalar oldukça ideal bir rota. Çeşitli tropik balıkların yanı sıra adanın başlıca ihraç mallarından olan ıstakoz ve çeşitli kabuklular da sualtı florasını canlandırıyor. Ayrıca köpekbalığı da var, uyarımızı yapalım.
İnternette dolaşırken öğrendiğime göre bu Turks meselesi bizim düşündüğümüzden daha büyük sorunlara yol açabiliyormuş. Türkiye’ye yollanan Turks and Caicos mektupları, oraya yollanan Türkiye mektupları, yurtdışında şu anda anavatanı Turks and Caicos Islands olarak görünen pek çok Türk olması gibi durumlar yaşanmıyor değilmiş.
Nasıl gidilir? Bayağı uzak ama asla ulaşılmaz değil. Adaya ulaşımın en kolay yolu Miami veya New York üzerinden. Ayrıca bölgeye giden transatlantik (cruise) seferleriyle de ulaşım sağlayabilirsiniz. Giderseniz bana da kart atın.
Dünyanın başka bir noktasında buluşana kadar; Goede reis!

Kaynaklar:

Wikipedia
Ekşi Sözlük
http://www.turksandcaicostourism.com/
http://blog.milliyet.com.tr/Turk_ve_Caicos__kayik__adalari____/Blog/?BlogNo=46468


Isle of Man

İngiltere ile İrlanda arasında minik bir ada olduğunu, bu adanın Birleşik Krallık’a dahil olmayıp İngiltere ile özerk bağlılığı bulunduğunu ve dünyanın en eskisi olduğu tahmin edilen parlamento benzeri yapılanmasına ev sahipliği yaptığını biliyor muydunuz? İşte bu adanın adı, Isle of Man.

Isle of Man’ı ilk duyduğumda “İnsan Adası” gibi bir anlama geldiğini sanmıştım. Oysaki ada adını 1079’da kurulan Norveç kökenli Mann Krallığı’ndan alıyormuş.

Buradaki Mann ise tahminen Manannán mac Lir adındaki Kelt deniz tanrısının adından geliyor. Adanın bayrağı, armasının ortasında bulunan, kırmızı fon üzerindeki triskelion. Söylenceye göre tanrı Manannán, adaya bir saldırı olduğunda üç bacaklı hale gelir ve düşmanların üzerine saldırırmış.

Bu minik adada milattan önce 6500 yıllarından beri insan yerleşimi bulunuyor. Adada 8. yy’ın sonlarında Viking yerleşimi başlıyor. 13. yy’da Norveç kralı tarafından, bir anlaşma sonucu İskoçya’ya bırakılıyor ve 14. yy’da İngiltere hakimiyetine geçiyor. Ada, her iki dünya savaşında da İngiltere tarafından genellikle siyasi suçluların tutulduğu bir yer haline geliyor.
Parlamento işine gelirsek, “Tynwald” adı verilen sistem Vikinglerin adaya yerleşmesi ile milattan sonra 979 yılında oturtuluyor ve kurulan bu sistemin pek çok bölümü halen kullanılıyor. Yani bin yıldan daha eski bir parlamento sistemleri var. Parlamentonun geleneksel toplantısını her yıl “Tynwald Günü” adı verilen bayramda gerçekleştiriyor. House of Keys ve Yasama Konseyi adındaki iki bölümden oluşan bu sistemde House of Keys’te seçimle gelen milletvekilleri, Yasama Konseyi’nde ise atanmış ve House of Keys tarafından seçilmiş kişiler bulunuyor.
Başkenti ve en büyük şehri Douglas olan Isle of Man, dışişleri ve askeri bakımdan İngiltere’ye bağlı. Bu sebeple Kraliçe Elizabeth’in “Lord of Man” gibi ilginç bir sıfatı bulunuyor. Avrupa Birliği ile serbest mal dolaşımı dışında herhangi bir ilgisi olmayan Isle of Man’a gidebilmek için İngiltere’den vize almanız gerekiyor.
Fantastik öğeleri sevenlerin bu adayı mutlaka ziyaret etmesini öneririm zira adanın folkloru her türden peri (küçük halk diyorlar), ruh, adanın ünlü Peel Kalesi’nin koridorunda koşan efsanevi köpek gibi şeylerle dolu. Hatta bu 11. yüzyıldan kalan Peel Kalesi’nin Kral Arthur efsanesinde geçen Avalon olabileceği iddia ediliyor. Ayrıca adanın yerel hayvanları da kendince fantastik özellikler taşıyor. Karşınızda dört ya da zaman zaman altı boynuzlu satanik Manx Loaghtan koyunu ve kuyruksuz Manx kedisi:
Bu arada Isle of Man için araştırma yaparken enteresan bir detaya rastladım. Adada 7 Türk askerinin yattığı küçük bir şehitlik bulunuyor. 1. Dünya Savaşı’nda İngilizlere esir düşen 115 Türk askerinden 7’si burada ölmüşler ve gömülmüşler. Bu mezarlara 1972 yılında şehitlik statüsü verilmiş ve bakım yapılmış. Şu anda da bakımı ilgili İngiliz kurumlar tarafından yapılıyor, giderleri ise Türkiye Savunma Bakanlığı tarafından ödeniyor.
Bu adaya nasıl gidebilirsiniz? Daha önce yazılarımdaki yarı-imkansız bölgelere bakarsak Isle of Man oldukça kolay ulaşılabilir bir bölge. Karşılaşacağınız en büyük zorluk İngiltere vizesi ve vize alırken “Siz ya da ailenizin herhangi bir üyesi soykırım yaptı mı, terörist eylemde bulundunuz mu?” gibi soruları cevaplarken yaşayacağınız ruh daralması… Bunları aşarsanız Londra’dan rahatça Isle of Man’e ulaşabilirsiniz, oldukça gelişmiş ve turistik olan bu adada güzel zaman geçirileceğine eminim. Bu arada küçük bir not olarak, adada dünyanın en heyecanlı motosiklet yarışlarından biri olan Isle of Man Tourist Trophy yarışı yapılıyor.
Haftaya dünyanın başka bir yerinde buluşana kadar; Cair Vie!
Kaynaklar:
Wikipedia
Ekşi Sözlük
http://www.1923turk.com/showthread.php?t=55299

© 2020 Gidemediğim Yerler

Theme by Anders NorenUp ↑