17 Ekim 2019 Perşembe

Port Lockroy


Bir önceki yazımı 2016’nın son gününde yazıp “tüm sene boyunca yalnızca 1 yazı yazmış olmak” hakkında söylenmem bu sürecin habercisiydi bence. Evet, çok seneler geçti, artık gidemediğim yerlerden bazıları insanların sürekli gittiği yerler haline geldi, Man Adası’nı bütün ülke tanıdı falan filan derken… haydi, yeni bir yere gidemiyoruz!

Bilen bilir, seyahat hayalleri kurma hobimin yanı sıra kartpostal hobim de var. Hatta bu blog üzerinden yardımcı olduğum insanlardan da gittikleri yerlerden kartpostal rica ediyorum. Hatta kartpostal üzerine olan ve benim yönettiğim bir Facebook grubu bile var! O yüzden geri dönüş yazım bu temadan olsun istedim.

Port Lockroy’a hoş geldiniz!

Kaynak: oceanwide-4579.kxcdn.com

Dünyanın en güneyindeki postanenin bulunduğu Port Lockroy, Goudier Adası’nda yer alıyor ve Birleşik Krallık’ın Antartika’daki araştırma üslerinden bir tanesi.

Atlantik ve Pasifik'in buluştuğu romantik buzullar...

Burada çalışmak üzere her yıl dönemsel (6 ay) çalışmak üzere eleman alımı yapılıyor ve yüzlerce kişi kutup soğuğunda, elektriğin olmadığı, suyun akmadığı bu yerde çalışmak için başvuruda bulunuyor.

Kaynak: youtube.com/channel/UCB0C82tdQOqjOC5KU3ojV3Q

Peki, kim geliyor buraya? Tabii ki cruise gemileriyle Antarktika turuna çıkanlar. Her sene 60.000’den fazla kartpostal bu Port Lockroy postanesinden anakaraya gönderiliyor.


Kaynak: hipstamp.com
Buraya gidip bana kart atmazsanız sizi bulur ve hunharca pullarım. 

 
Adanın tarihi çok heyecanlı değil takdir edersiniz ki. 1904’te Fransız Antarktika Keşif Gezisi ekibinden Edouard Lockroy tarafınan keşfedilen ada yaklaşık 20 yıl balina avcılarının üssü haline geliyor. 2. Dünya Savaşı’nda İngiliz istasyonu haline gelen Lockroy Limanı, savaş sonrasında bir araştırma istasyonu haline geliyor.

Kaynak: davestravelcorner.com
Dünyanın sonunda bile çocuk kitabı bulabiliyorsun. Muazzam.

Adanın yarısı müze ve postane gibi yapılara, yarısı ise penguenlere ait. Bölgede çalışma görevi alanların ilk işi de kış boyunca biriken penguen pisliklerini binaların etrafından temizlemek. (Evet, şiirselliğin bir yerde bitmesi gerekiyordu.) Tabii ki kart damgalamak ve penguen dışkısı temizlemek dışında penguenler ve buz örtüsü hakkında gözlem de yapılıyor.

Kaynak: hurtigruten.com

Bu arada, burada çalışmaya başvurmak için Birleşik Krallık vatandaşı olmaya gerek de yokmuş, hani “ben üşümem yaa” derseniz ve aklınız çelinirse >> https://www.ukaht.org/get-involved/jobs/port-lockroy/

Peki, nasıl gidilir? Yukarıda bahsettiğim gibi, gemi turları ile. Patagonya’dan kalkan bazı gemi turları ile Port Lockroy’u ziyaret edebilirsiniz. Benim gördüklerim yaklaşık 12.000 Euro civarında. Buna Buenos Aires’ten uçak da dahil ama Türkiye’den oraya gidiş dahil değil haliyle. İşte böyle böyle gidemediğimiz yerler hiç bitmiyor sayın okurlar. 

Yine de, penguenlerin kafa şişiren sesleri eşliğinde, gelen bir gemiyi gözlemek için ufka bakmak güzel olmaz mıydı?

Kaynak: haveyoupackedthecamera.com
Dünyanın da saçma bir yerinde görüşene kadar, ເດິນທາງໂຊກດີ

Kaynaklar: 
https://www.bbc.com/news/uk-england-cambridgeshire-49768448https://en.wikipedia.org › wiki › Port_Lockroy
https://www.ukaht.org/get-involved/jobs/port-lockroy/
https://global.hurtigruten.com/destinations/antarctica/falklands-south-georgia-antarctica-the-ultimate-expedition

2 yorum:

  1. İş saati ve geçinme gibi streslerin ardından yazılarını okuyorum ve okurken kendimi buralarda hayal ediyorum neyse hayal dünyasından çıkıp gerçek dünyada strese devam :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya işte ben de aynı streslerin ardından yazıp sonra metro olsun Marmaray olsun strese devam :D

      Sil